Sürgün ve baskılara KYK yurdu önünde tepki gösterdiler

Paylaş:

AFYON - Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası üyeleri, KYK yurtlarında üyelerine yönelik mobbing, baskı ve sürgünlerin durdurulması çağrısında bulundu. 

Tüm Otel ve Turizm İşçileri Sendikası (OTİS), Afyonkarahisar Bacım Sultan Öğrenci Yurdu'nda çalışırken başka bir yere gönderilen üyelerinin durumuna ilişkin yurt önünde basın açıklaması yaptı. "Sürgünler, işten atmalar ve baskılarla sendikal faaliyetlerimizi engelleyemezsiniz" pankartı açılan açıklamaya sendika üyeleri de destek verdi. 
 
Açıklamada konuşan OTİS Genel Başkanı Birsel Tuğlu, Afyonkarahisar Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü’ne bağlı Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK) yurtlarında sistematik olarak mobbing, sürgünler, işten çıkarmalar, yöneticilerin keyfi uygulamaları ile işçi ve sendika düşmanlığı olduğunu belirtti. Son olarak OTİS yöneticisi Ferdağ Dalgıç'a yönelik sürgün kararı verildiğini kaydeden Birsel Tuğlu, "Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı yurtlarda işçiler, sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları ile anayasal sendikal hakları için mücadele ettikçe yeni baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. İşçiler insanca çalışma koşulları talep ettiğinde, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin uygulanmasını istediğinde ve örgütlenme hakkını kullandığında karşısına hukuksuz uygulamalar, baskılar ve cezalandırmalar çıkarılmaktadır" dedi.
 
'İŞÇİ SAĞLIĞI ÖNEMSENMİYOR'
 
Bu saldırılara karşı sessiz kalmayacaklarını vurgulayan Birsel Tuğlu, hukuki süreç başlatıklarını aktardı. Yurttaki mevcut yetkili sendikanın işçilerin haklarını savunmak yerine idareyle uyum içinde hareket ettiğini sözlerine ekleyen Birsel Tuğlu, "Bu kurumda işçi sağlığı ayaklar altındadır. En temel kişisel koruyucu donanımlar dahi işçilere eksiksiz sağlanmazken, sığınağı basan kanalizasyon sularının temizlenmesi için işçiler maskesiz ve ayaklarında terlikle çalıştırılmıştır. İşçi sağlığı ve güvenliği, maliyet hesabına kurban edilmektedir. Kamuoyu, gerekli önlemler alınmadan kanalizasyon çalışmasına gönderildiği için enfeksiyon kaparak yaşamını yitiren Zafer Açıkgözoğlu'nu unutmadı. İşçi sağlığını hiçe sayan anlayışın bedeli kimi zaman işçilerin yaşamıyla ödenmektedir. Biz yeni acılar yaşanmasını istemiyoruz. İşçinin canı, hiçbir kurumun ihmalkârlığından daha değersiz değildir. Bu kurumda iş tanımı fiilen ortadan kaldırılmıştır. İşçilere sürekli angarya işler yüklenmekte, zaman zaman yöneticilerin kişisel işleri dahi yaptırılmaktadır. Ağır çalışma temposu ve insanlık dışı çalışma koşulları nedeniyle çok sayıda emekçi bel ve boyun fıtığı, kas yırtıkları, tenisçi dirseği gibi meslek hastalıklarıyla yaşamaya mahkûm edilmektedir" diye belirtti.
 
'SÜRGÜN KARARI GERİ ÇEKİLSİN'
 
"Ferdağ Dalgıç hakkındaki sürgün kararı derhal geri çekilmelidir" diyen Birsel Tuğlu, "Sendikal faaliyetlere yönelik baskılar ve mobbing uygulamaları derhal son bulmalıdır. İşçilerin anayasal örgütlenme hakkına saygı gösterilmelidir. İş sağlığı ve güvenliği önlemleri eksiksiz uygulanmalı, angarya ve keyfi görevlendirmelere son verilmelidir. Bugün buradan bir kez daha ilan ediyoruz: KYK yurtlarında işçileri baskıyla, sürgünle, mobbingle ve işten atma tehdidiyle susturmaya çalışan bu düzeni kabul etmiyoruz. Bu düzen değişecek! İşçilerin korkuyla değil güven içinde çalıştığı, sendikal haklarını özgürce kullanabildiği, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin eksiksiz uygulandığı, emeğin ve emekçinin onuruna yakışır çalışma koşullarının hâkim olduğu bir çalışma yaşamını mutlaka kuracağız. Ne sürgünler bizi durdurabilir ne işten çıkarmalar ne de baskılar mücadelemizi engelleyebilir. Çünkü biz haklıyız, çünkü biz örgütlüyüz. Bugün bir üyemize yapılan saldırı karşısında sessiz kalırsak yarın aynı saldırılar bütün işçilere yönelecektir. Bu yüzden tek bir üyemizi dahi yalnız bırakmayacak, her saldırının karşısına daha güçlü bir dayanışmayla ve daha güçlü bir örgütlülükle çıkacağız" diye konuştu.