Antik Çağ’ın diyeti nasıldı?

Paylaş:
HABER MERKEZİ – Araştırmalara göre; bugün ağırlıklı olarak zeytinyağı sebze ve balığa dayanan Akdeniz diyetinin aksine Antik Çağ’da diyetin vazgeçilmezi ekmekti.  
 
Akademik araştırma dergisi The Conversation’da yayınlanan bir makaleye göre; Antik Çağ insanlarının beslenme ve diyet kültürleri bugünkü insanlardan çok farklıydı. Makaleye göre; bugün ağırlıklı olarak zeytinyağı sebze ve balığa dayanan Akdeniz diyetinin aksine Antik Çağ’da diyetin vazgeçilmezi ekmekti.  
 
Makaleye göre; Romalı imparator Julianus (MS 332-363) ekmeği “en besleyici olduğu düşünülen” yiyecek olarak tanımlıyordu. Ekmek ve tahıl temelli diğer besinler, antik Akdeniz diyetlerinin de merkezindeydi. Bu diyeti baklagiller, yağ, şarap ve insanların bulabildiği mevsimlik ürünler tamamlıyordu. Bunlar bugün “Akdeniz diyeti” olarak bilinen sebze, zeytinyağı ve ızgara balıkla örtüşmüyor. 
 
Ekmek, Julianus’un Roma dünyasında temel bir besin olsa da, herkese cazip gelmiyordu. Et ve sütle geçinen Etiyopyalılar, ekmeğin besleyicilikten yoksun, “kötü bir yiyecek” olduğunu düşünüyordu. 
 
 
Milattan Sonra 129 ile 216 yılları arasında yaşayan Hekim Galenos’un “Besinlerin Özellikleri Üzerine” adlı kitabında önce tahılları ve baklagilleri, ardından bitkileri, son olarak da hayvansal besinleri ve balığı ele alıyor. Ona göre buğday, en yaygın kullanılan ve en değerli besindi.
 
Ekmek yalnızca bir yan yiyecek değildi. Birçok insan için bir öğünün büyük bölümünü oluşturuyordu. Galenos, farklı ekmek türlerini birbirinden ayırıyor. En iyi beyaz ekmek “en besleyici” olandı. Kepekli ekmek en alt sırada yer alıyordu, ancak Galenos onun bağırsakları daha etkili biçimde boşalttığını öne sürüyordu.
 
Makalede Antik Çağ insanlarının menüsündeki diğer yiyeceklere de yer verilirken, Galenos’un marul, lahana, soğan, kabak, incir, üzüm, elma, armut ve nardan söz ettiğine dikkat çekiliyor. Ancak bunları otomatik olarak sağlıklı bir öğünün temeli olarak görmüyordu.
 
Bitki ağırlıklı diyetin sağlıklı bir tercihten çok yoksulluğun da yansıması olabileceğine dikkat çekilen makalede Galenos’un yulafı “insanlar için değil, yük hayvanları için besin” olarak nitelendirdiğine yer veriliyor. 
 
 
Antik Çağ insanlarının menüsünde baklagillerin de önemli olduğu belirtilen makalede, Antik yazar Athenaios’un Milattan Sonra 200 yıllarında yazdığı cümlelere dikkat çekiliyor. Ona göre; İspanya’da buğday, arpa, şarap, incir ve et son derece ucuzdu. Yaban av hayvanları o kadar değersizdi ki, satıcılar bazen onları “iyi niyet armağanı olarak” bedavaya veriyordu. Başka yerlerde ise balık pahalıydı. Athenaios, şikayet eden bir yemek konuğunu aktarıyor: “Sanırım daha pahalı balık hiç görmedim. Poseidon, her gün onlara harcananın yüzde 10’unu alsaydın, açık ara var olan en zengin tanrı olurdun!”
 
Makaleye göre; Antik Çağ’daki Akdenizlilerin çoğu ekmeksiz zar zor yaşayabilirdi. Kalorilerinin büyük bölümünü tahıllar sağlıyordu; baklagiller, yağ, sebze, meyve ve balık ise bölgeye, mevsime ve zenginliğe göre değişiyordu. Antik kanıtlar “tek bir antik Akdeniz diyeti” olmadığına işaret ediyor.