AMED - Yasa taslağının eksikliklerine rağmen önemli olduğunu belirten hukukçu Salim Orhan, “Sorun silahsızlanma zemininde devam edecek. Bu yasa buna kapı aralıyor. Eksik olması anlamsız olduğu anlamına gelmiyor” dedi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında hazırlanan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun” isimli kanun teklifinin maddeleri açıklandı. Kamuoyuna yansıyan maddelere dair Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde görev yapan akademisyen Salim Orhan değerlendirmelerde bulundu.
Yasa taslağının her şeyden önce çıkmış olmasının ve destek görmüş olmasının önemli olduğunu belirten Orhan, ancak yoğun şekilde güvenlik bürokrasisini sürece dahil eden taslağın çerçevesinin sınırlı olduğunu söyledi. Orhan, “Sınırlı bir yasa olacağını bekliyorduk. Genel olarak yorumlardan bütün Kürt sorununu çözecek bir yasayı kimse beklemiyordu ve dünya örneklerinden en iyi bildiğim Kuzey İrlanda'da ‘Hayırlı Cuma’ antlaşmasından sonra birçok yasa devamında çıktı. Bu da siyasetin göstereceği iradeye bağlı olarak ilerleme kaydedecektir” dedi.
‘YASA HERKESİ KAPSAMALI’
Yasa taslağının başlı başına var olmasının önemli olduğunu vurgulayan Orhan, “Özellikle silahsızlanmayı hukuki bir çerçeveye oturtuyor olması önemli. Örgüt üyelerinin tamamı ve yöneticileri daha önce çok tartışma yürüttü. Bende bir akademisyen olarak herkesi kapsaması gerektiğini söyledim. Kademeli olabileceği belirtiliyordu. Burada da bir kademe var. 15 yıl ceza altı ve 15 yıl üstü kişilerle ilgili ancak ceza almamış ve bununla itham edilecek bir durum. Soruşturma ve kovuşturmanın yapılması durumu var. Ya da ceza almış kişilerin bu durumda 15 yıl altı olanların daha kısa bir süre öngörülmüş olması, 15 ve üstü olanların daha uzun bir süre öngörmüş olmaları gayet normal. 5 yıl fazla mı 10 yıl fazla mı bu tartışabilir. Bana göre uzun bir süre. Kademeli bir düzenlemenin yapılabileceğini bizde bekliyorduk” diye belirtti.
Orhan, yasanın en önemli maddelerinden birinin erteleme süreciyle birlikte 2 yıl ve 10 yıl meselelerinde; 5 yıl erteleme alanlarda 2 yıl, 10 yıl erteleme alanlarda 3 yıl sonra siyasete girmeleri, çeşitli görevler almalarının kapı aralanmasının başlı başına önemli olduğunu söyledi. 2005 yılı öncesinin kapsam dışında kalmasının kamuoyunun tepkisinin göz önünde bulundurarak değerlendirdiğini belirten Orhan, "Af yasası olmadığını biraz ortaya koymak için muhtemelen bunu öngörmüş olabilirler" yorumunda bulundu.
‘ÇÖZÜME KAPI ARALAYACAK’
Bundan sonrası için önemli olanın taslağın nasıl uygulanacağı olduğunu söyleyen Orhan, “Bunu kimse göz ardı etmesin. Bundan sonrası nasıl uygulanacağına dair genelgeler çıkacak. Bazen çok güzel yasalar çıkarırsınız ama uygulaması yasayı sekteye uğratabilir. Veya çok iyi bir yasa olmayabilir ama bunu uygularsınız çok anlamlı olur. Bu yasa hiç kuşkusuz çözüme bir kapı aralayacak. Yasayla ilgili çıkarılacak genelgeler, yönetmelikler ve uygulama biçimleri. Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’yla ilgili zannedersem tek tek şahıslar bu silah bıraktı ya da bırakmadı değil de burada siyasal irade gelişmiş ise ilgili güvenlik kurumları zaten bu sürecin başat aktörlerinden biri şimdiye kadar MİT idi. Bunu kimse görmemezlikten gelemez. Meclis’te bir komisyon kuruldu, birçok adımlar atıldı ama esas yürütücüleri güvenlik kurumlarıydı. Devlet adına süreci yürütenler bu kurumlardı. Tespit ve teyit eğer aceleye getirilirse bu yasa baştan kadük olmuş olur. Kuzey İrlanda’da 1998 yılında Barış Antlaşması imzalanmış ancak silahsızlanma süreci bu tarihte tamamlanmamıştır. Bağımsız Uluslararası Silahsızlanma Komisyonu tarafından antlaşmadan ancak 7 yıl sonra 2005 yılında yayımlanan raporda, örgütün kontrolü altındaki silahların tamamen kullanılamaz hfle getirildiği doğrulanmıştır. Bununla birlikte, raporda silahların hangi yöntemle, nerede ve ne şekilde imha edildiğine ilişkin ayrıntılı bilgilere yer verilmemiş yalnızca silahsızlanma sürecinin bağımsız gözlem mekanizması tarafından doğrulandığı belirtilmiştir. Kuzey İrlanda'daki IRA ile PKK'yi karşılaştırdığınızda devasa fark var. Kuzey İrlanda nüfusu 2 milyon yok. IRA, PKK ile karşılaştırıldığında PKK çok devasa bir örgüt. Devasa bir yapının çok kısa sürede 'tasfiyesini', 'Silahsızlanma sürecini' beklemek pratikte çok rasyonel gelmiyor bana" ifadelerini kullandı.
Bu sürecin başladığından itibaren hem PKK hem de Kürt meselesinin kısa sürede bitirilemeyeceğini söylediklerini belirten Orhan, "Öcalan 27 Şubat Çağrısı'nda ısrarla 'bu sorunu çatışmalı halden siyasi ve hukuki bir zemine taşıyacağız' dedi. Bu yasada ve akabindeki düzenlemelerle buraya doğru adım atılıyor” dedi.
‘SORUN HUKUKİ VE SİYASİ ZEMİNE TAŞINDI'
Güney Afrika’da 1994 yılından bu yana toplumsal sorunların devam ettiğini söyleyen Orhan, Kuzey İrlanda’da antlaşmanın 98'de yapıldığını fakat 2026'da hala İrlanda Birlikçileri denilen milliyetçiler ya da Katoliklerin bütünsel bir İrlanda mücadelesini yürüttüğünü hatırlattı. Orhan, şöyle devam etti: “Bu sorun silahlı zeminden çıktı, hukuki ve siyasi zemine taşındı ama toplumsal sorun hala devam ediyor. İrlanda bu mücadeleleri, farklılıkları aynı zamanda uzlaşarak, çatışmayarak devam ettiriyor. Eğer bir güç bulurlarsa belki siyaseten birleşik İrlanda kurmak isteyeceklerdir. Tam tersi bunda ısrar ederlerse silahlı bir çatışmada olabilir. Bu nedenle çok hassas zeminde yürütüyorlar. Burada da Kürt meselesinde devletin attığı hiçbir adım yok. Bunu görüyoruz ama sorun artık silahsızlanma zemininde devam edecek. Bu yasa buna kapı aralıyor. Bu yasanın esas amacı silahsızlanmadır, silahsızlanma süreci ile ilgili nasıl uygulanacağı bu yasa kadar önemlidir.
‘EKSİK AMA ANLAMSIZ DEĞİL’
Bu ilk adımı önemli ve kıymetli görüyorum. Ben 6 ay süresini de kısa bulurum. Daha güvenlik eksenli olmasından ziyade gerektiğinde özellikle oluşturulacak olan kurula STÖ'lerden, demokratik kuruluşlara, akademiye kadar kurumlarında dahil edilmesini beklerdim. Ama bu yasanın eksik olması anlamsız olduğu anlamına gelmiyor.”
MA / Müjdat Can