New York’tan Dilovası’na ataerkil düzen: Kadınlar birlikte güçlü

Paylaş:

HABER MERKEZİ - New York'taki kadınları da Dilovası'ndaki kadınları da ölüme sürükleyen ataerkil düzen, denetimsizlik, emek değersizliği ve cezasızlık oldu. Dilovası’daki yangında ablası Şengül Yılmaz’ı yitiren Emine Bulut, “Biz kadınlar ancak birlikte olursak güçlü oluruz” dedi. 

Tüm dünyada kadınların hazırlandığı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hikayesi, 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York eyaletinde 16 saatlik ağır çalışma saatlerinin ve sadece yaşamalarına yetecek düşüklükteki ücretlerin iyileştirilmesi için greve giden 40 bin dokuma işçisinin kilitlendiği fabrikada çıkan yangında çoğu kadın olmak üzere 129 işçinin yaşamının yitirmesiyle başladı.  Eşit ve insanca çalışma koşulları için verilen mücadele ve ödenen bedellerin tarihsel hafızası olarak ortaya çıktı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. 
 
Ancak o günle başlayan hak arayışı, aradan geçen 169 yılda kimi kazanımlara rağmen 8 saat çalışma, eşit işe eşit ücret gibi taleplerle hala güncelliğini koruyor. Küresel ve yerel düzeyde kadın emeğinin sömürülmesi; kayıt dışı, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde değersizleştirme olarak devam ediyor. Kocaeli Dilovası’nda yaşanan ve ikisi 18 yaşından küçük 6 kadının yaşamını yitirdiği yangın, New York’ta 1857 yılında yaşananları da aradan geçen zamana rağmen sistemin değişmeyen sürekliliğini de bir kez daha görünür kıldı. Parfüm ve kozmetik dolum deposunda meydana gelen patlama ve yangınla ilgili yürütülen soruşturmada, iş güvenliği önlemlerinin yetersiz olduğu ortaya çıktı. Yangın merdiveni yoktu, acil çıkışlar kapalıydı, işçiler içerde mahsur kaldı ve tıpkı New York’taki yangın gibi kar hırsının yaşam hakkını hiçe saydığı bir katliam olarak hafızalara kazındı.
 
Yangında yaşamını yitiren Şengül Yılmaz’ın (55) kardeşi Emine Bulut ile 15 yaşındaki Nisanur Taşdemir’in (15) annesi Altun Taşdemir, Mezopotamya Ajansı’na (MA) yaptığı değerlendirmelerde, kadınların artık ölmelerini istemediklerini söyledi. 
 
YANGIN ÇIKAN DEPODAKİ ÇALIŞMA KOŞULLARI
 
Ablasının yaşamını yitirdiği depoda 2023 yılında bir ay kadar çalışan Emine Bulut, buradaki çalışma koşullarına ilişkin şunları aktardı: “Yemekler yenilecek durumda değildi. Patronlar odalarına çeşit çeşit yemekler getirtiyordu. Ancak işçiler yiyemedikleri için yemekleri dökmek zorunda kalıyordu. Daha çok evlerden yiyecek şeyler götürülüyordu. Patron bir süre sonra ‘döküyorsunuz’ bahanesiyle yemekleri kaldırdı. Burada yapılan çay dahi içilemiyordu.”
 
Depodaki makinelerin kablolarında hata olduğu işçilerin ölüm tehlikesi altında çalıştığını söyleyen Emine Bulut, “Tamir etmek yerine makinelere bant takıp çalıştırmaya devam ediyorlardı. Bu makinalarda bazen şişeler kırılırdı ve suçlusu işçilermiş gibi hakaret edilirdi. Yine bir kişi, iş kazası geçirdiğinde aşağılanıp, mobinge maruz kalırdı. Bazı zamanlarda hepimize hakaret ediyorlardı. Bir defasında onlarla tartışıp, daha önce çok yerde çalıştığımı ve hiçbir yerde böyle bir şey yaşamadığımı, tehlikeye yol açacak şeyler varsa tamir edilmesi gerektiğini söyledim. Buna rağmen ilgilenmiyorlardı ve hiçbir şey yapmıyorlardı. Bozuk olan yere bant takarlardı. Yine yaz tatillerinde işe ihtiyacı olan çocuklar başvurduğunda hemen kabul ediyorlardı. Bu çocuklar da korktukları için yaşanan hiçbir şeye seslerini çıkarmazdı” diye belirtti. 
 
İŞ GÜVENLİĞİ YOKTU 
 
Bir defasında ablası Şengül Yılmaz'ın ayağının çektiği iki paletin arasında sıkıştığını ifade eden Emine Bulut, işverenlerin “neden dikkat etmiyorsun” diyerek ablasına çıkıştığını söyledi. Ablasının ise şişen ayaklarında çatlama oluştuğunu dile getiren Emine Bulut, hastaneye götürülmesine izin verildiğini ve eve gönderildiğini söyledi. İşverenlerin daha sonra hastaneye götürmeleri durumunda “evde koltuğun arasına sıkıştı” demelerini istediğini belirten Emine Bulut, “O depoda güvenliğe dair hiçbir şey yoktu. Elleri kesilse bile üzerine peçete koyup koli bandıyla sarıyorlardı.  Depoda yara bandı ve tentürdiyot dahi yoktu. Çalışma ortamında sensör, yangın merdiveni ve yangın tüpü de yoktu. Bir defasında denetim için geldiler. Depoda bir iki kişi sigortalı olduğundan dolayı sigortası olmayanları dışarı çıkardılar. İçerde sadece sigortası olanlar kaldı. Bize de ablamın ayağının çatladığı gün ‘senin sigortanı yapalım’ dediler. Bunun üzerine bende, ‘emekliyim sigortam var istemiyorum, ablamın emekli olmaya üç yılı kaldı bari onunkini yapın’ dedim. Ama o yaşlıdır diye hakaret ederek, başka eksikler olduğunu bahane ettiler” ifadelerini kullandı.
 
'BİRLİKTE GÜÇLÜ OLURUZ' 
 
Kadınların evi geçindirmek ve çocuklarına bakmak için her şeye göz yummak ve boyun eğmek zorunda kaldıklarını vurgulayan Emine Bulut, “Kadınların desteklenmesi ve sendikalı olması gerekiyor. İş güvenliğinin olduğu yerlerde çalışmaları lazım. Ama hiçbir yerden destek gelmiyor. Kadınlara yaşın büyük veya yaşın küçük denilerek iş verilmiyor. Bu depoda da yazın okullar tatil edildiği an 12-13 yaşındaki çocuklar bile çalıştırılıyordu. Deponun sahibi, burada yaşayan herkesin bu işe ihtiyacının olduğunu bildiği için çalışanları sömürüyordu. Kadınlar mecburiyetten dolayı orada çalışmak zorunda kalıyordu” dedi. Kadınların artık hiç kimseye boyun eğmemesi gerektiğinin altını çizen Emine Bulut, şöyle devam etti: “Önemli olan kadınların sağlığı ve gelecekleridir. Sendikalı olan yerlerde çalışmayı tercih etsinler. Hakları ve hukukları olsun. Bu depo gibi yerlerde kalıp da işverenin, kendilerini sömürmelerine izin vermesinler. Ablamı kaybettikten sonra çoğu örgütlenmelerle iletişime geçtim. Sık sık arayıp destek oldular. Bu süreçte en fazla kadınlarla dayanışmamız oldu.  Kadınlarla konuşurken hepsinin bir yarası olduğunu görmeye başladım. Onlarla konuştuğun zaman kadınları daha iyi anlıyorsun. Kadınlar, toplumun en değerlileridir. Kadın bu toplumun direğidir ama maalesef bazı zihniyetler bunu sömürüyor. 
 
8 Mart bizim günümüz. Ancak 8 Mart’ın ilanından bugüne kadınlar hala katledilmeye devam ediyor. 8 Mart’ı kutlamak Türkiye’de çok zor. Çünkü bu ülkede kadınlara değer verilmiyor. Kadınlar her gün sokakta, fabrikada, iş yerlerinde öldürülüyor. Yıllardır ne zaman televizyonu açsak kadın cinayetleriyle karşılaşıyoruz. Öldürülüyorlar, kesiliyorlar, bavullara koyuluyorlar her türlü ölüm ve cinayetle karşılaşıyoruz. Artık bir kadını öldürmek çok basit. İstedikleri zaman taciz edip öldürüyorlar. Kadınlar artık kendilerini koruyamayacak duruma geldiler. Bir kadın olarak demek istediğim tek şey; güçlü olmaları ve kendi ayakları üzerinde durmalarıdır. Hiçbir zaman kimseye boyun eğmesinler. Hep birlikte olup el ele birbirimize destek olmamız lazım. Hiçbir zaman erkeklere boyun eğmeyelim. Çünkü kadınlar hiç kimseye muhtaç değil. Biz ancak birlikte olursak güçlü oluruz.” 
 
'KIZIMDAN GERİYE KEMİKLERİ KALIMIŞTI'
 
Yangında yaşamı yitiren çocuklardan Nisanur Taşdemir’in annesi Altun Taşdemir, 1985 yılında ekonomik nedenlerden dolayı Agirî’nin Xamur (Hamur) köyünden 40 yıl önce göç etmek zorunda kaldıklarını belirtti.  Nisanur’un evin en küçük çocuğu olduğunu söyleyen Altun Taşdemir, kızının aileye destek olmak için çalıştığını dile getirdi. Olayın yaşandığı günü Altun Taşdemir, şöyle anlattı: “Cumartesi günüydü kızım sabah işe gitti. Giderken ‘anne kendine iyi bak’ diyerek vedalaştı. Niye vedalaşır gibi konuştun dediğimde, ‘hiç dünya hali’ dedi.  Ardından bize ‘depo yanıyor, içindeki çalışanlar öldü’ diye haber geldi. Depoya gittiğimizde yangın devam ediyordu ve çocuklarımız da içinde yanıyordu. Geriye sadece kemikleri kalmıştı. Bize ‘gelin cenazelerinizi alın’ dediler. Hangisi bizim cenazemiz onu bile bilmiyorduk. Daha sonra cenazeleri poşetlere koyup bize verdiler. Kızım, bana işyerinde yaşadıkları zorlukları anlatıyordu. İşçilere öğlen yemek vermiyorlarmış. Gece saat on ikilere kadar çalıştırıp paralarını vermiyorlardı.  Bunları anlatınca işten çıkmasını istedik ama çalışmaya devam etti. Patronları, ‘yemek getiriyoruz ama siz beğenmiyorsunuz’ diyorlarmış. İşçiler, aç kalmalarına rağmen yemek paralarını dahi vermiyorlardı. Aldıkları ücret ise çok düşüktü, en fazla 7-8 bin veriyorlardı.”
 
'TÜM ÇIKIŞLAR KAPALIYDI'
 
İş yeri sahibinin çocukları kandırıp ücretlerini ödemediğini kaydeden Altun Taşdemir, “Kızımızın, yemek ve yol ücretini de biz karşılıyorduk. Buna rağmen gece saatlerine kadar çalıştırıyorlardı. Eve geldiğine  ‘anne ayaklarımın altı ağrıyor’ derdi. Babası, ‘İşe gitme ben daha ölmedim ki’  dedi ama çalışmaya devam etti. Nereden bilecektik öleceğini. Ekmek parası için çalışıyordu. Kızım ölümü hak etti mi? Fabrikanın yangın merdiveni ve tüpü yoktu. Cam, pencere, kapı dahil olmak üzere açık olan tek bir yer yoktu. Sadece ön kapıdaki küçük kapı açıkmış onun da önüne malları dizdikleri için kapalıymış. Hepsi içerdeyken işçilerden biri makinayı çalıştırıyor ve bomba gibi aniden patlama oluyor. Yangının bu şekilde çıktığını ifade ediyorlar ama gözümüzle görmedik bu yüzden inanmıyoruz. O sırada deponun içine girip onları kurtaran hiç kimse olmadı. Eğer itfaiye o an erken gelseydi belki çocuklar kurtulurdu” diye belirtti. 
 
'SUÇLULARIN CEZALARINI ÇEKMELERİNİ İSTİYORUZ'
 
Kadınların emeğinin görülmediğini söyleyen Altun Taşdemir, şöyle devam etti: “Kadınları öldürüyorlar onlarla birlikte emeklerini de öldürüyorlar. Depoda olan da buydu. Sigortaları yoktu, gece yarılarına kadar çalıştırıp düşük ücretler veriyorlardı, yemek vermiyorlardı. Böyle yaparak kadınları ezmek istiyorlar. Sürekli kadınları zorlayıp hakaret ediyorlardı. Bu kadınlar o kadar emek verdi. Şimdi hepsi toprağın altında. Nisanur toprağın altına girecek bir kız mıydı? Kadınlar, sırf erkeklere muhtaç olmamak için çalışmak istiyorlar. Çalışmak ayıp değil ki herkes çalışıyor. Ama biz nereden bilebilirdik kızımızın öleceğini. Dünya kadar mal mülk verseler de istemiyoruz.  Sadece suçluların cezasını çekmesini istiyoruz. Kadınlar artık öldürülmesin.”
 
MA / Habibe Arpa 
 
 
 
İlgili Haberler
8 Mart pankartına el koyan polisler hakkında suç duyurusu
8 Mart pankartına el koyan polisler hakkında suç duyurusu

DEM Parti Antalya Kadın Meclisi, 8 Mart'ta pankartlarına el koyan polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Wan'da 8 Mart: Direniş, özgürlük ve barış mesajları
Wan'da 8 Mart: Direniş, özgürlük ve barış mesajları

Wan'da 8 Mart etkinliğinde buluşan kadınlar, katliam ve baskılara karşı "direniş, özgürlük ve barışta" ısrarcı olduklarını vurguladı.

Adana, Antalya ve Mersin'de Feminist Gece Yürüyüşü
Adana, Antalya ve Mersin'de Feminist Gece Yürüyüşü

Adana, Mersin, Antalya'da sokağa çıkarak Feminist Gece Yürüyüşü düzenleyen kadınlar, şiddete, savaşa ve yoksulluğa karşı yürüyerek "Feminist isyanımızı yükselteceğiz" dedi.

Ankara'da Feminist Gece Yürüyüşü: Özgür yaşamdan yanayız
Ankara'da Feminist Gece Yürüyüşü: Özgür yaşamdan yanayız

Ankara'da 20'nci Feminist Gece Yürüyüşü'nü düzenleyen kadınlar, yaşamları ve barış için direneceklerini söyleyerek, özgür bir yaşamdan yana olduklarını belirtti.

İzmir'de 9'uncu Feminist Gece Yürüyüşü: Hayatlarımızdan elinizi çekin
İzmir'de 9'uncu Feminist Gece Yürüyüşü: Hayatlarımızdan elinizi çekin

İzmir'de zılgıtlar ve sloganlarla 9'uncu İzmir Feminist Gece Yürüyüşü'nü gerçekleştiren kadınlar, "Gericiliğe teslim olmayacağız. Hayatlarımızdan elinizi çekin" dedi.