Direnişteki öğretmenlerin avukatı: Geçmişte var olan taleplerini istiyorlar
İSTANBUL - Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası avukatı Nimet Acar, Ankara'da direnişte olan öğretmenlerin geçmişte var olan taleplerini geri istediklerini belirterek, öğretmenlerin özel sektörde yaşadıkları sorunları anlattı.
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin düşük ücret, güvencesiz çalışma koşulları ve uzun mesai saatlerine karşı mücadelesi sürüyor. Öğretmenler, Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası öncülüğünde Ankara’da eylemde. Baskı ve saldırılara karşı geri adım atmayan öğretmenlerin eylemleri 13'üncü gününde devam ediyor.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası avukatlarından Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Emek Komisyon üyesi Nimet Acar, özel sektörde öğretmenlerin yaşadığı zorlukları anlattı. Devlet okulları ve özel sektörde çalışan öğretmenlerin maaşları arasındaki adaletsizlik olduğuna dikkati çeken Nimet Acar, pandemi sonrası bu durumun daha da kötüye gittiğini söyledi.
ÖĞRETMENLERİN YAŞADIKLARI ZORLUKLAR
Nimet Acar, "Pandemi sonrası özel okullar çok yaygınlaştı. Pandemiden önce ücretler görece iyi denilecek seviyedeydi. Pandemi sonrası asgari ücret seviyesine düştü. Öğretmenlerin, kurs merkezlerinde 'merdiven altı' denilecek yerlerde çalıştırıldığını biliyoruz" dedi.
Atanma süreçlerindeki güvenlik soruşturmaları ile sendika üyeliğinin de öğretmenlerin yaşadıkları sorunlardan olduğunu belirten Nimet Acar, "Öğretmenler bir sonraki yıl iş garantisi var mı yok mu bilmeden çalışıyor. Mesele bugün bir iş yerinde sözleşme imzaladı ve çalışmaya başladı. Herhangi bir hak talep ettiğinde, sendika üyesi olduğunu belli ettiğinde diğer yıl genel anlamda onlarla sözleşme yenilenmiyor. Yine aynı şekilde sendika üye ve yöneticilerinin tamamına yakını işsiz durumda. Hiçbir özel okul onları çalıştırmak istemiyor. Aslında sendikal haklarının kullanımı, belirli süreli sözleşme ile nedeniyle ihlal edilmiş oluyor" diye konuştu.
Söz konusu mağduriyetlerin yaşanmaması için yasal değişikliklerin önünü açmak istediklerini ifade eden Nimet Acar, "Geçen yıl Anayasa Mahkemesi'ne başvuru yaptık, hala dönüşünü bekliyoruz. Süreli sözleşmenin özellikle sendikal hakkı engellediği için kaldırılması ve öğretmenlerin sözleşmesinin belirsiz süreli olması talebimiz var" dedi.
'ÖĞRETMENLERİN ONURLARI KIRILIYOR'
Öğretmenlerin ekonomik zorluklarının yanı sıra mobbinge de maruz kaldıklarını belirten Nimet Acar, "Öğretmenler kıdem tazminatı alabiliyor ama birçok özel okul sözleşme olduğu için kıdem tazminatı verme zorunlulukları olmadığını söylüyor. Biz bunu ancak yargı yoluyla alabiliyoruz. Öğretmenler ile bir yıllık sözleşme yapılıyor, Haziran gibi okulun kapanacağı tarihte istifa ettirmiş gibi imzalatıyor. Aynı zamanda 8-9 aylık çekmece sözleşme yapıyorlar. Bunu kabul etmeyen öğretmenlere Haziran ayında istifa etsinler diye mobbing uygulanıyor. İşveren bir şekilde mobbingle öğretmeni yıldırabiliyor. İşveren bu sözleşmeye bağlı değil, ‘canını sıkan’ öğretmeni istediği zaman keyfi işten çıkarabiliyor. Öğretmenler idari işlerden tutun kırtasiye işlerine ve fotokopi işlerine kadar birçok işle uğraştırılıyor. Öğretmen patronu, veliyi, öğrenciyi memnun etmek zorunda. Öğretmenler her işi yapan bir işçi gibi çalıştırılıyor ve onurları kırılıyor. Bazı okullarda işveren ve idare amirleri tarafından tacize uğrayan öğretmenler var. Buna ilişkin şikayetlerimiz de oldu. Bazı okullarda valilik kararıyla eğitime ara veriliyor. Bazıları bunu kullanarak öğretmeni okulda bulundurmaya çalışıyor. 'Buralarda ders işleniyor mu, yaptığınız yasal değil' sorgulanması yapan birçok üyemiz fiziki saldırıya uğradı defalarca. Buna ilişkin ceza alan patronlar da oldu” diye konuştu.
'TALEPLERİ, ZAMANINDA VAR OLAN HAKLARIYDI’
Öğretmenlerin mağduriyetlerinin giderilmesini istediklerini aktaran Nimet Acar, "Taban maaş talepleri var. Zaten yasada yer alan bir düzenlemeydi. Aynı yasal düzenlemenin tekrarı geri getirilebilir. Öğretmenlerin talepleri, zamanında var olan haklarıydı. Hiç var olmayan bir şeyi istemiyorlar. Öğretmenler bu sefer ‘haklarımızı almadan geri dönmeyeceğiz’ sloganı ile Ankara'ya gittiler. Direnişi sürdürebilmenin, kamuoyunun dikkatini çekebilmenin, yetkililerin, muhatapların ve Meclisi harekete geçirmenin tek çaresi açlık grevi olduğunu gördüler" diye kaydetti.