Geçinemeyen emekliler, işportacılık yapmak zorunda kalıyor

Paylaş:

MERSİN – Türkiye’de bulunan yaklaşık 16 milyon emekli geçim sıkıntısı çekerken, Mersin’de işportacılık yaparak geçimini yapan yurttaşların çoğunluğunun emekli olması dikkat çekti. Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, tüm kriz mağdurlarını ortak mücadeleye çağırdı.

Türkiye’de sayıları 16 milyona yaklaşan emekli nüfusu, son yıllarda derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve barınma maliyetlerindeki fahiş artışlar nedeniyle tarihinin en zorlu dönemini yaşıyor. Yapılan son araştırmalar ve güncel ekonomik veriler, emeklilerin alım gücünün asgari ücret ve açlık sınırının altına gerilediğini, barınma hakkının ise ciddi bir krizle karşı karşıya kaldığını ortaya koyuyor.
 
Son verilere göre, 2000'lerin başında asgari ücretin 1,5 katı olan en düşük emekli aylığı açlık sınırının altına gerilerken; yoksul mahallelerinde bile 25-30 bin liraya ulaşan kiralar nedeniyle her 3 emekliden 1'i evini paylaşmak ya da çocuklarının yanına taşınmak zorunda kaldı. Milyonlarca kıdemli yurttaş, OECD ülkeleri arasında zirveye oynayarak sokaklarda işportacılık, simitçilik ve su satarak hayatta kalma mücadelesi veriyor. Emekliler, 30 Haziran Dünya Emekliler Günü'nü derin yoksullukla karşılıyor.
 
 
'EV KİRASINA YETMİYOR’
 
2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt, ortalama emekli maaşlarının 23-24 bin lira Mersin’in en ucuz ev kiralarının 25-30 bin lira olduğunu söyledi. Barınma krizinin emeklileri göçe ve aile içi sığınmaya zorladığını ifade eden Kurt, "Ülkemizde emeklilerin üçte biri kirada yaşıyor ve artık ciddi bir evsizlik riskiyle karşı karşıya. Vatandaşlarımız birkaç emekli bir araya gelerek ya da çoluk çocuğunun yanına taşınarak yaşam mücadelesi veriyor. Emekliler Günü normalde huzur ve mutluluk günü olmalıydı ancak ekonomik olanağı olmayan emeklinin bugün güzel bir an yaşama şansı kalmadı. Biz bizi yönetenlerden hamaset değil; gelirde ve giderde adalet istiyoruz" dedi.
 
'FONLARIMIZIN İÇİ BOŞALTILDI'
 
Uygulanan neoliberal politikalarla emeklilik hakkının yapısal olarak çökertildiğini belirten Kurt, geçmiş yıllarla bugünkü alım gücü arasındaki uçurumu şu sözlerle özetledi: "Bu iktidar iş başına geldiğinde emekli maaşı asgari ücretin 1,5 katıydı. Bugün ise hem asgari ücretin hem de açlık sınırının fersah fersah altında. Daha önce verilen bayram ikramiyeleri ile iki çeyrek altın alınabilirken, şu an verilen ikramiye yarım gram altın bile etmiyor. Çalışırken bizden kesilen primler doğru yönetilmedi, fonlarımızın içi boşaltıldı. Haklarımız başka yerlere aktarılmasaydı, bugün bir emeklinin alacağı maaş mevcut gelirin en az 4-5 katı olurdu."
 
'BİZİ FAKİRLEŞTİRDİ'
 
Ekonomik krizin faturasının halka kesildiğini ve bütçenin silaha aktarıldığını dile getiren Kurt, iktidarın savaş politikalarını eleştirerek, "Bizi yönetenler krizleri yönetebilmek için gerilim ve savaş politikalarına sarılıyor. Savaşa ve silaha aktarılan devasa bütçeler emekliye, işçiye aktarılmış olsa bu topraklarda refah olurdu. Kur Korumalı Mevduat (KKM), yap-işlet-devret modelleri ve inşaat baronları eliyle cebimizdeki paralar sermayeye aktarıldı. Halkların kardeşliği yerine düşmanlaştırma politikaları yürütülüyor. Teknolojik silah üstünlüğü milyonların karnını doyurmuyor; aksine bizi daha da fakirleştiriyor" diye konuştu.
 
'İŞPORTACILARIN TAMAMI EMEKLİ'
 
İleri yaşlarına rağmen çalışmak zorunda kalan emeklilerin Mersin'deki tablosuna işaret eden Kurt, "Bugün 20 bin lira civarında maaş alan bir emeklinin, dul ve yetim aylığı alanların başka bir iş yapmadan yaşama ihtimali kalmadı. Mersin Hastane Caddesi’nden yukarı doğru çıktığınızda göreceğiniz 50-60 işportacının neredeyse tamamı emeklidir. Su, simit, bilet satıyorlar. Karı-koca emekli olsalar, toplam 40 bin TL gelirin 25 binini kiraya verdiklerinde geriye 15 bin TL kalıyor. İleri yaşta ilaçlara bile katkı payı ödüyoruz. Onuruyla yaşayan bu insanlar el avuç açmamak için bedenlerinin son gücüne, kanlarının son damlasına kadar sokaklarda çalışmayı tercih ediyor" dedi. 
 
MÜCADELE ÇAĞRISI
 
Türkiye genelinde aileleriyle birlikte 30 milyona yakın bir kitleyi oluşturan emeklilerin bu krizi tek başına çözemeyeceğini, ancak toplumsal muhalefetin öncüsü olacağını belirten Kurt, tüm ezilen kesimlere ortak bir barikat kurma çağrısı yaparak, şunları söyledi: "Bugün sadece emekliler açlıkla boğuşmuyor. Ankara'nın göbeğinde atanma hakkı gasp edilmiş öğretmenler bedenlerini açlığa yatırıyor, açlık grevi yapıyor. Asgari ücretlisi, işsizi, atanamayan öğretmeni ve emeklisiyle açlıkla boğuşan tüm kesimlerin ortak bir mücadele hattında birleşmesi gerekiyor. Emeklilerin öncülüğünde bu ortak mücadeleyi ördüğümüz ve büyüttüğümüz gün, bizi yönetenler sesimizi duymak zorunda kalacaktır. Bu birliği sağlamak sendikaların ve biz öncülerin omuzlarında tarihi bir sorumluluktur.”
 
MA/ Mehmet Güleş