İZMİR - Tarımda verimi arttırmak amacıyla kullanılan pestisitler, hormon bozukluğu, kanser ve nörolojik hastalık risklerini artırıyor. ZMO İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, doğru zamanda doğru ilacın kullanılması gerektiğine işaret ederek, tarımda sıkı bir denetime ihtiyaç olduğunu söyledi.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de tarımsal üretimde pestisit (kimyasal ve biyolojik maddelere verilen genel ad) kullanımı oldukça yoğun. Pestisit, tarım ürünlerinde verimi artırmak ve gıdaları korumak amacıyla böcekleri, mantarları, yabani otları ve kemirgenleri engellemek için kullanılıyor.
PESTİSİTLERİN ZARARLARI
Uzmanlara göre, pestisit kullanımı tarımsal üretimde yaşanan sorunları çözmüyor, aksine daha da derinleştiriyor. Tarım ürünlerine zarar veren canlılarla beslenen ve toprak verimini arttıran çok sayıda yararlı canlı türü pestisit kullanımından zarar görüyor. Bu durum biyolojik çeşitliliği azaltıyor.
Pestisitler, ayrıca su varlıklarının kirlenmesine neden oluyor, gıda ürünlerindeki kalıntılarıyla da ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. Özellikle insanlarda uzun vadede kalp, karaciğer, böbrek gibi organlar zarar verdiği yönünde birçok uzman görüşü mevcut.
Pestisitlerin zararları bunlarla da sınırlı değil; kısırlık, üreme sağlığı bozukluları, hormonal/sinir sistemlerinin bozulması ve kanser gibi sağlık sorunlarına neden oluyor.
Greenpeace'in 2020 yılında hazırladığı "Soframızdaki Tehlike: Pestisit" raporu da pestisitlerin neden olduğu sorunları açık bir şekilde ortaya koymuştu.
TÜRKİYE İLK SIRALARDA
Söz konusu zararların önlenilmesi amacıyla hem dünyanın birçok ülkesinde hem de Türkiye’de pestisit kullanımı yasak. Ancak bu yasaklara rağmen pestisit kullanımı sürüyor. Gıda sağlığı uzmanları, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın paylaştığı verilere dayanarak, Türkiye'de 213 yasaklı pestisitin olduğuna dikkat çekiyor. Avrupa İstatistik Ofisi Eurostat'ın 2019 yılı satış verilerine göre, Türkiye pestisit satışında dünyada İspanya, Fransa ve İtalya'nın ardından 4. sırada yer alıyor.
B REÇETE SİSTEMİ
Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinin daha güvenli, kontrollü ve izlenebilir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla 1 Temmuz itibariyle B Reçete Sistemi'ni 81 ilde uygulamaya koydu. Söz konusu sistem, bitki koruma ürünlerinin elektronik ortamda reçetelendirilmesini sağlayan dijital bir takip sistemi.
Sistem sayesinde reçeteyi düzenleyen yetkili kişi, ürünü satın alan üretici, kullanılan bitki koruma ürünü, uygulama yapılacak ürün deseni, kullanım dozu ve uygulama alanı elektronik ortamda kayıt altına alınacak.
Sistem, üreticiler için şu değişiklikleri içeriyor:
*Bitki koruma ürünlerinin kullanımına ilişkin kayıtların elektronik ortamda tutulması yaygınlaşacak.
*Reçete düzenlenmesi gereken ürünlerde yetkili teknik personelin değerlendirmesi doğrultusunda işlem yapılacak.
*Kayıtlı üretim alanı ve ürün bilgileri doğrultusunda dijital takip mekanizması güçlenecek.
*İlaç kullanımına ilişkin geçmiş kayıtlar gerektiğinde geriye dönük olarak incelenebilecek.
'ÇİFTÇİ BİLİNÇLENDİRİLMELİ'
Pestisit kullanımını Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendiren Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) İzmir Şube Başkanı Hakan Çakıcı, Türkiye'de tarımsal üretimde en önemli sorunların başında kimyasal madde kullanımının geldiğini vurguladı.
İlaç ve gübre konusunda sıkıntılar olduğuna dikkati çeken Çakıcı, “Doğru ilaç kullanılmalı ve zamanında kullanılmalı. Gübre konusu da böyle. Gübreyi de doğru zamanda kullanmamız gerekiyor. İlaç ve gübre kullanımının ziraat mühendislerinin önerileriyle uygulanması çok önemli. Çiftçinin bilinçlendirilmesi, eğitim alması bu konuda çok önemli" diye konuştu.
DOĞRU ZAMANDA DOĞRU İLACIN KULLANIMININ ÖNEMİ
Doğru zamanda ve doğru dozda doğru bir ilaç ve gübre kullanımının üretimde çok önemli olduğuna vurgu yapan Çakıcı, “Geldiğimiz süreçte ilaç ve gübre kullanmadan yeterli üretim yapamıyoruz. Mecburen ilaç ve gübre kullanıyoruz. Çünkü hastalıklar ve zararlılar çok fazla. İklim değişikliğinin etkisi çok yüksek. Bunu aşabilmek için maalesef ilaç ve gübre kullanmak zorundayız. Ancak yapılan pek çok hata var. Her ürüne her ilaç kullanılmaz. O ürün için ruhsatlanmış ilacı kullanmamız lazım. Doğru zamanda kullanmamız lazım. Hasat dönemine yaklaştıkça ilaç kullanmak risklidir. Her ilacın bir yarılanma süresi vardır. Biz doğru ilacı kullansak bile o ilacı hasata çok yakın bir zamanda kullanırsak o zehiri o sofraya taşımış oluyoruz."
‘DENETİM ARTMALI’
Bakanlığın B Reçete Sistemi uygulamasına da değinen Çakıcı, şunları söyledi: “1 Temmuz itibariyle ilaçlar reçete sistemiyle satılmaya başlandı. Yine yetkili ziraat mühendislerinin yazdığı reçetelerin ilaç bayilerinden satın alınması gerekiyor. Yani siz kiraz mı yetiştiriyorsunuz; kiraza atacağınız ilacın reçetesini ziraat mühendisi yazıyor. Herkes kafasına göre istediği zaman ilaç alıp atamayacak. Aslında doğru bir sistem. Ancak uygulamada pek çok sıkıntısı var. Zaman içerisinde daha iyi oturacağını düşünüyoruz bu sistemin."
‘KİMYASAL KULLANIMI MİNİMİNİZE EDİLMELİ’
Çakıcı, “merdiven altı” sistemin de zirai tarım ilaçları satışında ciddi bir sorun olduğunu söyledi. Çakıcı, şunları kaydetti: “Bakanlık bu konuda tedbir alıp, denetlemeyi sıkılaştırmalı. Bu denetleme nereye kadar gitmeli? Bu denetleme pazarda, halde, manavda kontroller ve örnekleme yöntemleri yapılarak olmalı. Bu ürünün nereden geldiğini takip ederek, geriye izleme yaparak denetim altına almak zorundayız. Yoksa biz manavda, markette, pazarda aldığımız ürünün içinde ne olduğunu bilemeyiz. Bu da halk sağlığı için riskli bir konu.”
Gıda güvenliği ve sağlıklı gıdanın önemine dikkati çeken Çakıcı, kimyasal kullanımının minimize edilerek olası zararların azaltılabileceğini dile getirdi.
MA / İbrahim Açıkyer