İHD: ‘Umut hakkı’ uygulanmadan süreç ilerlemez
HATAY - İHD İskenderun Şubesi Eşbaşkanı Adil Bahtiyar, Abdullah Öcalan’a “umut hakkı” uygulanmadan sürecin ilerlemeyeceğini belirterek, bu hakkın binlerce tutsağı ilgilendirdiğine işaret etti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın "tahliye imkanı olmaksızın cezaevinde tutulmasının" "umut hakkı" ihlali olduğu yönündeki kararının üzerinden geçen 12 yıla rağmen karar uygulanmadı.
AİHM kararlarının uygulanıp uygulanmamasını denetleme ve yaptırım yetkisine sahip Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin gündeminde olan "umut hakkı" kararını değerlendiren İnsan Hakları Derneği (İHD) İskenderun Şubesi Eşbaşkanı Adil Bahtiyar, kamuoyunda yalnızca Abdullah Öcalan üzerinden tartışılan “umut hakkı”nın, binlerce tutsağı ilgilendiren evrensel bir hak olduğunu kaydetti.
Bahtiyar, bu hakkın derhal ve koşulsuz biçimde uygulanması gerektiğini söyledi.
'SÜRECE YAKLAŞIMLARI SAMİMİ DEĞİL'
"Umut hakkı"nın uluslararası sözleşmelerde ve Türkiye mevzuatında açık biçimde yer aldığını hatırlatan Bahtiyar, gelişmiş ülkelerde müebbet hapis cezalarının 25 yıl ile sınırlandırıldığını ifade etti. Bahtiyar, “Eğer barış isteniyorsa, ‘umut hakkı’ gecikmeksizin uygulanmalıdır. Aksi halde sürecin ilerlemesi mümkün değildir” dedi. Devletin sürece yaklaşımını samimi bulmadıklarını dile getiren Bahtiyar, Türkiye’nin tekçi devlet anlayışından kopamadığını, sürecin demokratik bir içerikten yoksun olduğunu ve atılan adımların konjonktürel gelişmelere bağlı olduğunu söyledi. Bölgedeki siyasal dengeler, Ortadoğu’daki çatışmalar ve yeni ittifak arayışlarının bu süreci zorladığını aktaran Bahtiyar, barışın kalıcı hale gelmesi için demokratik dönüşümün şart olduğunu kaydetti.
‘SÜREÇLE ÇELİŞİYOR'
Cezaevlerindeki tabloya da dikkat çeken Bahtiyar, 2025 sonu itibarıyla cezaevlerinde yaklaşık 420 bin 900 tutuklunun bulunduğunu, bu sayının kapasitenin yüzde 38 üzerinde olduğunu aktardı. Cezaevlerinde 4 bin 560 çocuk ve bin 410 hasta tutsağın bulunduğunu anımsatan Bahtiyar, ağır hasta tutsak sayısının ise 335 olduğunu, 230 tutsağın ise tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda olduğunu paylaştı. Hasta tutsakların tahliyelerinin keyfi biçimde engellendiğini belirten Bahtiyar, cezaevi idare ve gözlem kurullarının hukuki olmayan kararlarla infaz yakma uygulamalarına imza attığını, bu kurulların kendilerini mahkeme yerine koyarak tahliyeleri engellediğini ve bunun barış süreciyle açıkça çeliştiğine dikkat çekti.
İŞKENCE VE HAK İHLALLERİ SÜRÜYOR'
Cezaevlerinde çıplak arama, kelepçeli muayene ve hasta tutsakların uzun mesafelere kötü koşullarda sevk edilmesi gibi uygulamaların devam ettiğini ifade eden Bahtiyar, bu durumun işkence ve insan onuruna aykırı muamele anlamına geldiğini ve hasta tutsakların sağlık hakkının sistematik biçimde ihlal edildiğini kaydetti. Bir yandan süreçten söz edilirken, diğer yandan hasta tutsakların serbest bırakılmaması ve infazı tamamlanan tutsakların tahliye edilmemesinin sürecin ruhuna aykırı olduğunu dile getirdi. Bahtiyar, “Sürecin ‘terörsüz Türkiye’ olarak adlandırılması başlı başına bir sorun. Asıl hedef demokratik bir Türkiye olmalıdır” dedi.
'TECRİT KALDIRILMALI'
Bahtiyar, barışın ilerleyebilmesi için Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridin kaldırılması ve çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini belirterek, tecridin sürdürülmesinin samimiyetle bağdaşmadığını kaydetti. Kazanımların demokratik mücadeleyle elde edildiğini dile getiren Bahtiyar, Rojava örneğini hatırlatarak, insani yardımın ulaştırılması ve temsilcilerin uluslararası alanda muhatap alınmasının bu mücadelenin sonucu olduğunu söyledi. Bahtiyar, "umut hakkı"nın tanınmaması halinde sorunun çözülemeyeceğini söyledi.
MA / Mehmet Güleş