Karadeniz cezaevlerindeki ihlaller: Mutlak tecrit tüm cezaevlerine yayıldı
ANKARA - Karadeniz cezaevlerine yaptıkları ziyaret sonrası Meclis'te açıklama yapan DEM Parti Cezaevi Komisyonu, tutsakların sağlığa erişiminin engellendiği, Kürt kimliğine dönük ayrımcı uygulamaların devam ettiğini ve yaşanan hak ihlallerinin takipçisi olacaklarını belirtti.
Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Cezaevi Komisyonunda yer alan, Çewlîg Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Colemerg milletvekili Onur Düşünmez, Şirnex Milletvekili Newroz Uysal ve Sêrt milletvekili Sabahat Erdoğan Sarıtaş, Karadeniz Bölgesi'ndeki cezaevlerine gerçekleştirdikleri ziyaretlere ilişkin Meclis'te basın toplantısı düzenledi.
Ziyaretlere ilişkin açıklamayı komisyon adına Onur Düşünmez yaptı. DEM Parti heyeti olarak 8-12 Haziran tarihleri arasında Tokat, Samsun, Kavak, Bafra, Çarşamba, Espiye, Kalkandere ve Beşikdüzü cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklarla görüşme gerçekleştirdiklerini, tutsak ailelerinin ve hukuk kurumlarının söz konusu cezaevlerine dair yaptıkları başvuruları yerinde incelediklerini söyledi.
Düşünmez, "Yedi cezaevinde 148 mahpusla doğrudan temas kurduk. Karşılaştığımız tablo kurumlara özgü bazı eksiklerden ibaret değildir. Karşımıza bütünlüklü bir politika var. Bu politika tecriti derinleştiren, Kürt halkının siyasal iradesini cezalandırmaya amaçlayan, tutsakları; sosyal, kültürel ve fiziksel olarak yalnızlaştıran hukuki idarenin keyfi uygulamalarına teslim eden bir anlayışın ürünüdür” dedi.
'TEDAVİYE ERİŞİM KEYFİ UYGULAMALARLA ENGELLENİYOR'
Düşünmez, Türkiye cezaevlerinde hukukun işlemediğini belirterek, "İdare ve Gözlem Kurulları siyasi kararları ve güvenlikçi anlayışı hukukun yerini almış durumda. Özellikle son yıllarda siyasi tutsaklara yönelik sistematik hale getirilen ağız içi arama dayatması bunun en açık örneklerinden biridir. Bu uygulamayı kabul etmeyen tutsakların tedavileri engelleniyor, sevkleri iptal ediliyor ve sağlık hakkı fiilen ortadan kaldırılıyor. Karadeniz’de bulunan cezaevlerinde yıllardır hastaneye gidemeyen tutsaklar var. Epilepsi, diyabet, kalp hastası tutsaklar var. Ameliyat bekleyen, kanser riski taşıyan tutsaklar var. Ancak bütün sağlık sorunlarına rağmen tedaviye erişim hakkı idarenin keyfi uygulamalarıyla engellenmektedir" ifadelerini kullandı.
'KOĞUŞLAR ARASINA ADLİ TUTSAKLAR YERLEŞTİRİLMİŞ'
Cezaevlerinde sağlık sorunlarının yaşandığını ve Kavak cezaevinde görüştükleri bazı tutsakların yıllardır sağlık hizmetlerine erişemediğine dikkat çeken Düşünmez devamla şunları söyledi: "Espiye hapishanesinde ağız içi arama dayatması nedeniyle hastaneye gitmeyen ya da gidemeyen çok sayıda hasta tutsak bulunuyor. Çarşamba hapishanesinde epilepsi hastası bir tutsak gerekli ilaca ulaşamaması sonucu nöbet geçirdiği tarafımıza aktarılmıştır. Bir kez daha iyi ifade ediyoruz; tedavi hakkı pazarlık konusu yapılamaz, yaşam hakkı idarenin keyfine bırakılamaz. Karadeniz hapishanelerinde karşımıza çıkan ikinci temel sorun tecrit politikalarının derinleştirilmesidir. Siyasi tutsakların odaları bilinçli bir şekilde birbirinden uzak tutulmaktadır. Koğuşlar arasında adli tutsaklar yerleştirilmiştir. Sohbet hakkı ortadan kaldırılmış, spor faaliyetleri sınırlandırılmış ve iletişim hakları elinden alınmıştır.
MUTLAK TECRİT HAPİSHANELERE YAYILMIŞ
Özellikle Kavak ve Çarşamba cezaevlerinde son aylarda gerçekleştirilen oda değişiklikleri baskınlar ve disiplin cezaları ile tecrittin yeni bir aşamaya taşındığı görülmektedir. Tutsaklar aylar boyunca birbirleriyle görüşememektedir. Kültürel faaliyetler ortadan kaldırılmıştır. Bu uygulamalar tesadüfi değildir. Bu uygulamalar, İmralı Ada Hapishane’sinde yıllardır sürdürülen mutlak tecrit anlayışının hapishanelere yayılmış biçimidir. Görüştüğümüz tutsakların önemli bir bölümü 30 yıla aşkın süredir cezaevinde tutulmakta ve birçoğu infaz süresini tamamlamıştır.
KÜRT KİMLİĞİNE YÖNELİK AYRIMCI UYGULAMALAR
Bir başka sorun ise Kürt kimliğine ve Kürtçe ‘ye yönelik ayrımcı uygulamalar. Görüştüğümüz bir çok hapishanede Kürtçe kitaba ulaşılamamaktadır. Yine gazete ve televizyon kanallarına erişimde ayrımcı uygulamalar sürmektedir. Kürt halkının dili ve kültürü üzerindeki baskılar, hapishane içerisinde de devam etmektedir.
ÜÇ KİŞİLİK ODALARDA 10 KİŞİ KATLIYOR
Karadeniz hapishanelerde karşılaştığımız bir diğer gerçekse kapasite durumudur. Üç kişilik odalarda on kişinin kaldığı yerler vardır. Yetersiz yaşam alanları, sosyal faaliyetler ve yetersiz sağlık hizmetleri bu aşırı doluluğun sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Parti olarak altını çiziyoruz; hasta tutsakların yaşam hakkını tehdit eden uygulamalara son verin. İdari Gözlem Kurulları'nın tahliyeleri keyfi biçiminde engellediği tutsaklar derhal özgürlüğüne kavuşmalıdır. Bizler bu hak ihlallerinin takipçisi olacağız. Karadeniz’de karşılaştığımız hak ihlallerini en kısa zamanda raporlaştırarak her alanda sesimizi yükselteceğiz.”