Bakan Gürlek’e ‘cezasızlık’ tepkisi: Samimiyse İstanbul Sözleşmesi uygulansın
İZMİR - Akın Gürlek'in kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri dahil olmak üzere 638 faili meçhul dosyayı mercek altına aldıklarını belirtmesine rağmen cezasızlığın devam ettiğini belirten KCDP İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları, "Yetkililer samimiyse İstanbul Sözleşmesi uygulansın" dedi.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 25 Nisan'da bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın çalışmaları kapsamında kadın katliamları ve şüpheli kadın ölümleri dahil olmak üzere toplam 75 ilde 638 faili meçhul dosyayı mercek altına aldıklarını açıkladı. "Hiçbir faili meçhul karanlıkta kalmayacak" açıklamasında bulunmasının ardından 75 ilde 638 faili meçhul dosyanın yeniden değerlendirilmeye alındığını söyleyen Gürlek, “takdir” indirimi nedenlerinin sonlandırıldığını dile getirdi. Gürlek'in bu açıklamasının üzerinden ise iki ayı aşkın süre geçti.
Bu dosyaların ne kadarının kadın katliamlarına ait olduğu bilinmezken, şüpheli kadın ölümlerinin araştırılıp araştırılmayacağı dile getirilmedi. Ülkede her yıl yüzlerce kadın katledilirken, şüpheli kadın ölümleri arttı. Yine Gülistan Doku soruşturmasında olduğu gibi onlarca kadının hala akıbeti belli değil. Faili belli olan katliamlarda da mahkemelerin "haksız tahrik" ve "iyi hal" indirimleriyle failler cezasızlıkla ödüllendiriliyor.
‘FAİLLERİ CEZASIZLIK KURTARIYOR’
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) İzmir Temsilcisi Tülin Osmanoğulları ile konuya dair konuştuk. Gürlek'in açıklamalarına rağmen şüpheli kadın ölümleri davalarında herhangi bir değişiklik göremediklerini belirten Tülin Osmanoğulları, sadece Mayıs ayında 33 şüpheli kadın ölümünün gerçekleştiğini söyledi. Şüpheli ölümlerin artmasının temel nedeninin cezasızlık politikası olduğunun altını çizen Tülin Osmanoğulları, "Bu ülkede kadın cinayetlerinin üzeri artık 'intihar' ya da 'kaza' denilerek kapatılıyor. Failler bu cezasızlık politikasından güç alarak kurtuluyor ve bu durum, diğer potansiyel failler tarafından da öğrenilmiş bir yönteme dönüşüyor. Diğer yandan bir gelişme bize adeta bir bayram havasında sunulmak istendi. Gülistan Doku’nun kaybedilmesinden 6 yıl sonra faillerinin bulunduğu açıklandı ve bu duruma sevinmemiz beklendi. Oysa zaten 6 yıldır görevlerini yapmamış, gerçeği açığa çıkarmamışlardı. Biz kadınlar ve Gülistan’ın ailesi, 6 yıl boyunca sokaklarda 'Gülistan Doku’ya ne oldu?' diye sorduk. Gülistan’ın akıbeti açıklanmadığı için de bu ülkede şüpheli kadın ölümleri giderek arttı. 6 yılın sonunda karşımıza çıkan tabloda; devletin valisi, hastanenin başhekimi ve kamu görevlilerinin ortaklaşa bu işin üstünü örttüğünü, olayı kapattığını görüyoruz. Bu yüzden bu duruma sevinmedik çünkü esas yapılması gerekenlerin zamanında yapılmadığını gayet iyi biliyoruz" diye belirtti.
'6284 KANUN ETKİN İŞLENSİN'
Gerçeklerin açığa çıkmasının bir savcının ya da bakanın değişmesine bağlı olmaması gerektiğine dikkat çeken Tülin Osmanoğulları, "Kadın mücadelesi yürüten kadınlar olarak, kadın cinayetlerinin ve şüpheli ölümlerin bu denli arttığı bir dönemde artık boş söylemler duymak istemiyoruz. Biz, 'şüpheli kadın ölümü' olgusunun hukuken kabul edilmesini istiyoruz. Bir kadının intihar ettiği veya yüksekten düştüğü iddia edildiği an, olay yerine gidildiği ilk dakikadan itibaren olay yeri inceleme, bilirkişi ve adli tıp süreçlerinin etkin bir biçimde işletilmesini talep ediyoruz. Adalet Bakanlığı söylemlerinde çok samimi ise bu taleplerimize kulak verip İstanbul Sözleşmesi etkin biçimde uygulansın. Çünkü gördük ve biliyoruz. 6 yıl boyunca Gülistan Doku'nun ailesiyle birlikte sokaklarda, adliyelerde 'Gülistan Doku nerede?' diye sorduk bu sorularımız 6 yıl boyunca cevaplanmadığı için şüpheli kadın ölümleri arttı. Gülistan'ın davası çok iyi ilerledi ancak hala aydınlatılmış değil. Adalet Bakanı ve hükümet söylemlerinde ciddiyse şüpheli kadın ölümleri hukuken kabul edilip aydınlatılsın. 6284 kanunu etkin işlensin" ifadelerini kullandı.