Dîlok’un su hafızası: Pişirici Kasteli ve Livaslar

Paylaş:
DÎLOK - Yaklaşık bin yıl öncesine dayanan Dîlok'un yer altı su şebekesi Livas'lar ve Pişirici Kasteli, restorasyonun ardından yeniden ziyaretçilere açıldı. Mimari ve mühendislik harikası olan Kastel ve Livas'lar UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde.
 
Küresel iklim krizi ve kuraklığın her geçen gün kendisini daha fazla hissettirdiği günümüzde, geçmiş yüzyılların su mühendisliği çözümleri insanlığa rehberlik etmeye devam ediyor. Bu çözümlerin en benzersiz ve anıtsal örneklerinden biri olan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Dîlok’un yer altı su sistemlerinin kalbi niteliğindeki Pişirici Kasteli, asırlara meydan okuyan yapısıyla kentin hafızasını koruyor. Memlük döneminin mimari dehasını günümüze taşıyan bu yer altı su sistemi, sadece temiz su kaynağı değil, aynı zamanda kentin toplumsal ve kültürel köklerini barındırıyor.
 
MÜHENDİSLİK DEHASI: LİVAS VE KASTEL
 
Dîlok’un kurak coğrafyasında suyun buharlaşmasını önlemek ve halka temiz su ulaştırmak amacıyla yüzyıllar önce "livas" adı verilen yer altı su kanalları inşa edildi. Dağlardan ve kaynaklardan oyulan kayaların arasından şehre sızan bu suların, yer yüzüne çıktığı ya da yaklaşarak kamusal kullanıma açıldığı derin merkezlere ise "kastel" denildi.
 
13. yüzyılın son çeyreğinde (1282-1283) inşa edilen Pişirici Kasteli, bu sistemin şehir mimarisindeki en eski ve ana damarı olarak kabul ediliyor. Kentin yer altı su ağının merkez üssü olan bu yapı; Kozluca, Şeyh Fethullah ve Ahmet Çelebi kastellerine giden ana livas hatlarını besleyen kurucu bir hidrolik merkez niteliği taşıyor.
 
SADECE SU TESİSİ DEĞİL, TOPLUMSAL HAFIZA MEKANI
 
Pişirici Kasteli, yüzyıllar boyunca kentin sadece fiziki su ihtiyacını karşılamakla kalmadı; kadınların çamaşır yıkadığı, çocukların serinlediği, yolcuların dinlendiği ve komşuluk ilişkilerinin pekiştiği devasa bir kamusal alan işlevi gördü. Girişindeki ani sıcaklık değişimiyle dışarıdaki kavurucu Antep sıcağını unutturan kastel, mimari detaylarıyla da dikkat çekiyor.
 
Yapının bünyesinde yer alan yer altı mescidinin mihrabında bulunan sülüs kabartma yazılar ve "La ilahe illallah Muhammedün Resulullah" ifadesinin işleniş tarzı, dönemin Memlük mimari üslubunun ve taş işçiliğinin en nadide örneklerini gözler önüne seriyor. 
 
İSMİNİ TASAVVUFİ BİR RİTÜELDEN ALIYOR 
 
Kastelin mimarisini sıradan bir su yapısından ayıran en mistik bölüm ise "riyazet alanı" olarak adlandırılan hücreler. İslam tasavvufunda dervişlerin ve ilim talebelerinin nefeslerini terbiye etmek, dünyevi bağlardan kopmak ve ilim öğrenmek için kapandıkları bu dar yer altı odaları, adeta bir mezar sessizliğini andıracak şekilde tasarlanmış.
 
Kastele adını veren "Pişirici" ifadesinin kökeni de bu felsefi dönüşüme işaret ediyor. Karanlığın içinde sadece suyun sesine kulak vererek nefsini terbiye eden ve burada manevi olarak "pişen" dervişlerin izleri, yapının su mühendisliği kadar bir inanç merkezi olarak da konumlandığını gösteriyor.
 
RESTORASYON SONRASI İLK ZİYARETÇİLER
 
Dîlok’u sarsan büyük depremlerin ardından uzun bir restorasyon dönemine giren tarihi yapı, kapılarını kısa süre önce yeniden açtı. Şahinbey Belediyesi bünyesinde kastelde görev yapan ve gelen ziyaretçilere yapıyı anlatan Mustafa Kemal Korkmaz, sahadaki güncel duruma dair bilgiler aktardı. Yapının yaklaşık 20 gündür açık olduğunu belirten Korkmaz, ziyaretçi sayısının henüz eski seyrine dönmediğini ifade etti.
 
Kasteldeki mevcut tabloyu aktaran Korkmaz, "Şu anda günlük ortalama 100 ziyaretçi gelmekte. Bu kadar az gelmesinin sebebi ise depremden sonra 3 yıldır restorasyon sürecinin devam etmesiydi. Restorasyon sürecinden dolayı kapalıydı. Şu an için sayımız düşük, genelde yoldan geçenler görüp geliyorlar" sözleriyle yapının deprem sonrası geri dönüş sürecini özetledi.
 
Somut olmayan kültürel mirasın en önemli ayaklarından biri olan Pişirici Kasteli, yerin metrelerce altında hem bir mimari deha hem de insanlığın suyla kurduğu o kadim bağın şahidi olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor.
 
MA / Ekrem Tunçoğlu
 
İlgili Haberler
Mücadele arkadaşı Ali Temel’i anlattı: Hem sanatçı hem de savaşçıydı
Mücadele arkadaşı Ali Temel’i anlattı: Hem sanatçı hem de savaşçıydı

Cezaevinden 32 yıl sonra tahliye olan Ahmedê Bilokî, “iyi bir sanatçı ve savaşçıydı” diyerek tanımladığı mücadele arkadaşı Ali Temel için “Onunla yaşam güzeldi” dedi.

FilmAmed Belgesel Film Festivali başvuruları 20 Temmuz'da son buluyor
FilmAmed Belgesel Film Festivali başvuruları 20 Temmuz'da son buluyor

Bu yıl 10’uncusu düzenlenecek FilmAmed Belgesel Film Festivali için başvurular 20 Temmuz'da son buluyor. Festival Koordinatörü Rojhilat Aksoy, özellikle genç sinemacılara, sinemaseverlere ve halka çağrıda bulundu.

Kayyım Mêrdîn’in tek sanat akademisini devretmek istiyor
Kayyım Mêrdîn’in tek sanat akademisini devretmek istiyor

Kayyım yönetimindeki Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi, kentin tek sanat akademisini valiliğe devretmek istiyor.

Ressam Atlı: Sanat insanın anlam arayışıdır
Ressam Atlı: Sanat insanın anlam arayışıdır

Sanatı "insanın anlam arayışı" olarak tanımlayan ressam Deniz Atlı, "Kürtler kendini inşa sürecinde, kendi toplumlarını yönetme, kendini geliştirme konusunda ciddi çabalar içerisindedir” dedi.

Çocuklar için Kirmanckî atölyesi
Çocuklar için Kirmanckî atölyesi

DAD, Kirmanckî lehçesinin gelecek nesillere aktarılmasına ilişkin çocuklar için atölye başlattı. Atölye eğitmenlerinden Hasan Ali Kılıç, "Yapmamız gereken bu mirası çocuklarımıza bırakmamız" dedi.